Posta kutularından
aşk kutusunda
17 Mayıs 2008
Bugünde elimde bir fotoğrafla düştüm yollara. Saatlerce yürüdüm her sokakta. Burası mı ? diye kaç kez sordum içten içe, sayamadım. Yoksa şu O mu ? diye kaç kez heyecanlandı kalbim belirsiz yüzler karşısında unuttum.
Gün güzel başlamıştı. Yine umut dolu bir ruh haliyle düştüm yollara. Ordan oraya savruldu bedenim yolculuk boyunca. Sonunda ! yine aynı yer. Aynı nokta. Bu sefer daha çok umut doluydu ruhum. En tepeden başladım aramaya. Yürüdüm.. yürüdüm... Kaybolmuş ve çıldırmış biri gibi bakınıyordum etrafa. Bana bakan insanların "bi yeri mi arıyor acaba bu çocuk?" diye söylendiklerini duyar gibiydim.
İlk basamakta bir ev gözüme çarpmıştı ama onada yaklaşamadım. Dönüş yolunda içim içimi yedi bu yüzden. İkinci basamaktada benzer bir ev bulamadım. Sonra bir parka attım kendimi. Biraz dinlendim. Sonra tekrar yollara düştüm. Aradım sokak sokak. Sen yoktun her döndüğüm virajda.
Öyle böyle en alt yola kadar indim zorda olsa. En alt yoluda taradıktan sonra tekrar yukarılara doğru çıkmaya başladım. Ortalarda bir yerlerde. Bir kırathaneye daldım yine dinlenmek için. İçeride bi kısmı yaşlı bi kısmı genç mahalle insanları bulunuyordu. Oturdum bir köşeye. Bir çay sonra sigara... çay sigara.. Kahvehane sahibi yüz ifademden anlamış olacak ki bi yeri mi arıyorsun, nerelesin gibi sualler sordu ücret faslında. Bi yeri aramadığımı söyledim. Ne diyecektim ki. Bak abi bu elimde gördüğünüz evi arıyorum mu diyecektim. Tüm kahvahene insanlarını başıma toplayıp hikayemizi mi anlatacaktım. Anlatmak isterdim aslında. Anlarlar mıydı acaba halimi ? Neyse buna vaktimde yoktu zaten. Tekrar kahvehaneden çıkıp girmediğim ara sokaklara girdim. Kimisi çıkmaz sokaktı girdiklerimin kimisi özel mülktü. Önemsemedim hiçbir şeyi.
Dolandım.. Dolandım... Sen yoktun.
Öyle bir dolanmış ki aklım. Yine aynı yollara saptım. Kahvehanin önünden geçtim. Ulen bal gibi bi yeri arıyorsun diyorlardı sanırım içlerinden. Hemen ilk aradan saparak kayboldum.
Aradada ara sokaklarda fazla vurulan topları iade ediyorum bir ayak darbesiyle. Çocukluğunu özlüyor be insan ! Kimi zaman onların arasına katılasım geldi. Ama yapacak daha önemli bir işim vardı. Dolanıyorum. Bilmediğim bi adresi ve şu anda benim hakkımda ne hissettiğini bile bilmediğim birini arıyordum.
Gün sonunda umutlarım tekrar yerle bir olurken. Yorgun bir şekilde evin yolunu tuttum. Belkide bir daha geçmeyecektim bu sokaklardan. Çünkü artık inancım iyice zedelenmişti. Üzgündüm, yorgundum ve umutlarım tükeniyordu.
Çaresizce orada oraya çarpıp duruyorum işte.
Sevgiyle..